Merhaba Değerli Hocam.

Kalbim Ege de Kaldı.

Bazen günün tarihini,beklide saatine kadar not etmek istersin ya hocam,Dün öyle bir gündü benim için..Bilmem sen de öyle duygularakapılırmısın? unutmamaya yönelik,bir köşeye bir not düşmek.. Biliyorum şimdi sevinçli,enerjisi yüksek,unutmak istenilmeyen bir gün diye geçiyor aklından değilmi?

Değil ama öyle..!

Daha dün gibi inanki..emekli bir babanın, harçlık versin diye eline baktığımız,gençliğimizi hiç yaşayamadığımız belki de dikkat çekmenin bir başka yolu olduğunu şimdi anlayabildiğim,Üniversite deki solcu devrimci gruplara yeşil ışık yakıp aralarına karışıp bir değişik bir edayla mitinglerde anlamlarını tam bilemediğimiz sloganları haykırışlarımız..Yürüyüşümüz..Şimdilerde karşıtı olduğumuz sigaranın bile, Karşıyaka sahilinde bir soğuk bira eşliğindeki içiminin körfezle aramızda kurduğu egzotik bağ..Ah hocam ah!
İnanki o yılları sadece ne olduğunu dahi anlamadan geçip giden gençliğimiz adına değil,Yaşamdan aldığımız haz,önümüzde nasıl yaşayacağımızı bilemediğimiz çok uzun olduğunu düşündüğümüz yıllar,yaşamayı değil sadece hayalini kurabildiğimiz, pratikte sadece sıcacık yüreğimizle arkadaşlıklarını sürdürebildiğimiz,bir adım dahi ileriye taşımaktan adeta titrediğimiz,üniversitedeki ve mahallemizdeki kızlarla olan unutulmaz arkadaşlıklarımız..

Biliyorsun sen de,Salkım saçak bir akşam,mahallemizin sakini Ahmet abi nin gündüz nakliye işleri yaptığı kamyonetinin kasasına yirmi kişi binip,Karaoğlanı karşılamaya Çiğli havaalanına gitmiştik..Hepimizin içinde bize vaat edilen UMUT vardı..Sevgililerimiz de dönüşümüzü beklediler hocam..Umutla..

Bu şehir eskiden harika kokardı hocam..deniz deniz..kızları deniz, sokakları deniz,evlerinin içi deniz di hocam..Sakın yanlış anlama şimdilerde özlediğimiz,Kasım da yazı yaşadığımız şu günlerden söz etmiyorum..O zamanlarda bir hafta yağarda yağardı..
Evimizin bodrumundan deniz kendini bize gösterir, evimiz deniz olurdu hocam..

Rumca yı öylesine konuşurdu ki anneannem..Gözlerimi açıp dinlerdim onu..Selanikten söz ederdi hocam.. Büyük yangından..Nasıl kurtulduklarını falan anlatırdı..Adı Makbule olan mahalle arkadaşından sözederdi.. MUSTAFA yı tanırım derdi.. hocam..Bana dışarı çıkarken ‘’Kapela nı giy’’ demekten hiç bıkmadı.Mahallemizde oturan Rum ailelerle dostlukları çok güzeldi..Rum kadını ‘’Erena’’yı ve ailesini hatırlıyorum..

Ne aşkımızı ne gençliğimizi yaşayamadan,yıllar..yıllarmı dedim afedersin..Bir yarım yüzyıl bitti de adı değişti yüzyılın..Heryıl azala azala yağmurları,çoğala çoğala insanları..Değişe değişe çehresi,Beşbin yıl öncesinden bugüne canım İzmir im ne kraliçe Smyrne nin ne geçerken uğrayıp Kadifekale de dinlendiği söylenen Büyük İskenderin,tanıyabilecekleri bir yanı kaldı hocam..Ben ne diyorum ki? Biz bile tanıyamıyoruz artık…

Aldı bizi yıllar,vurdu Anadolunun bozkırına..Git git bitmez yolları olan Smyrne ye uzak şehirler.. Smyrne ile kıyaslanan hep kaybeden şehirler..O şehirlerde doğan bizim çocuklarımız..Bir yaşam kavgası içinde ekmek parası uğruna verilen savaş ve uğraşlar..Büyüyen serpilen çocuklarımız umutlarımız..resimlerde ‘’ne kadar değiştim’’dedirtecek görüntülerimiz..Öyle değilmi hocam..Hocam bir gün bana gençlik resmini gösterirmisin?

Devinimler içinde değişen hayat görüşlerimiz..Gençliğimizde asla yapmayacağımız şeyleri ailemizin geleceği güvenliği adına kabullenip yapmalar,iç çekişlerle hayata şu günlerde yenik bakışımız..Lise yıllarında içimizde uyanmış şiir sevdamız bir iki gazetenin şiir şiir köşesi sütunlarında çıkmış şiirlerimizin hatırlanışı..Yaşlandıkça çocuklaşmamız..Çocuklarımızın bize olan hükümranlığı..Duygusallığımız..hayata bakışımızın küçük çerçevelerde resimlenişi,şiir bahçelerinde ruhumuzun dinlenişi..
Okuduğumuz kitaplardan daha bir etkilenme..Hatta öyleki,artık hiçbirşeyin değerli olmadığı sadece sevmenin, sevginin aşkın değerinin benliğimizde ortaya çıkışı..Gerçek sevgi için yaşamımız boyunca elde ettiklerimizin beynimizdeki değersizliği, maddi değil manevi gerçeklikler..Ruhumuzun erimesi,sonsuzluğa gidebilecek tek şey olarak sevginin görüldüğü bir anın gelmesi..Bir insanın nefesi olabilmek adına yapılmış tüm fedakarlıklar..Güzel bir insan doğru bir adam olmak ve bunun başka bir insan tarafından tescili..
Ömür boyu dokuduğumuz kumaşın desen güzelliğinin bizce tespiti ve gözlerimizden o desen için gelen yaşlar..

Kabullenmeler..olgunluk..billurlaşma..Yaşam yolunda tüm karşımıza çıkan yaşam yolu işaretlerinin görülmesi..Yön değişikliklerimiz..Aklımıza gelen sorular..Bir küçük sevgi kırıntısı için sonsuzluğa kadar bekleme isteği..Yada coşkulu ırmakların aktığı,yeşil gözlü hurilerin bizi beklediği cennet denen yere bir an önce gitme dileği..Sonlanış..Ruhumuzun beden den kaçıp gitme isteği..Aklın bedenle işbirliği..İşte hocam,bu duygularla mutlu mutlu gülümserken..Nergis lerin de açtı açacak olması..Emekli olup Smyrne ye kavuştuğumuz yıllarda nasıl da dua ettim Sezen aksu ya hocam bilsen..Biz o bozkırlardayken ‘’Kalbim Ege de kaldı’’ şarkısını yapmadı da bekledi diye..Yoksa yollara düşüp bir an önce Ege nin kıyısında hüngür hünhür ağlayabilirdim inan bana hocam..

‘’ Değil ama öyle’’ dedim ya.. Karamsarlıkla dolu olduğum bir an işte hocam anlarsın..Sana güvenim tam..Bir yere not edeyim dedim bu güzel günün tarihini..Hatta saatini..Sakın ama sakın değerli hocam..Ben seni unutmak istemiyorum..O nedenle de dedim ya unutmamaya yönelik hocam..unutmamaya..sevgilerimle..hocam..

ÖZDENER GÜLERYÜZ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir