İhtimalsizlik İhtimali

Hep o iki anahtar ile zirveye yüzleşmeye gidilir.
Yüzlerinle.
İhtimalidir ya sevmenin severken.
Açar biri kapıları, kilitler diğeri.

Düzde, düşünmeden çevrilir, içi dışına çıkarılır yüzlerin.
Tersinde ben görülür, epeyce parlaktır seçilir de.
Sevdiğin zaman da sevmektir,
Sevmediğinde zaten hep tersidir.

Taklamakanda da, Gobide de, Sahrada da yazgı ihtimali,
İki anahtarın hep biridir.
Öbürü var mıdır ki, zaten öbürü yine öbürü de,
Salt sevmek, ihtimalsizlik, diğeri… Ah! Be! Pablo amca ah!
Çözülmüyor işte…

Tutma bırak yere, ihtimalleri sayma tik tak. Orada zaman, yüreğin…
Sis yollara, kum yukarılara, belirsiz denizlere yelkenlilere,
Ağıt, ıslak pamuk ipliğinde, ihtimaller bükümlerin uzun lifinde.

Ben gecesefasının içinde,
Eğiliyorum bembeyaz bir ten’in üzerinde. İhtimalsizlik ihtimalinde.

ÖZDENER GÜLERYÜZ

Küçücük Oğlum.

Ten de fon, dudak ta gülücük olsa da,
Ahmak ta ıslanılmışlık, rüzgar da toz.
Boyanmış göz, köşede kıvrılmış bir adam.
Şimdi saat on sekiz.

Kış’ın kısa gün’ü bitiyor.
On dokuz Aralık seksen beş.
Gözlerim pencereden dışarıda koşuşuyor,
Küskün, uzak.

Bir yüz geçiyor savrularak, tıkırdayarak biz’i bilmez.
Sokaklar çamur, ayak izlerine su dolmuş.

İncecik hesaplara çift kurban veriyorum.
Gün, inmek üzere yüreğimden…

Benim küçücük oğlum,
Nefes alsın diye ağlıyorum.
Şimdi saat on sekiz.

Doğmuş dünyaya, nefesini tutup, feryadı yok saymış.

Soğuk, kir, pas küçük oğluma yapışmış,
Elleri küçükten küçük…

Dudakları kavlamış bir kadın,
Duvarları buz o hastane odasında upuzun yatmış.

Kapatılmış gözlerle yakarılmış yukarılara pencerelerden,

Duyulmuş yakarış.

Bir anda,

Ciğerden çığlık, bana neşe.
Nefes almış küçücük oğlum.

İşte şimdi gelmiş dünyaya.

ÖZDENER GÜLERYÜZ