Küçücük Oğlum.

Ten de fon, dudak ta gülücük olsa da,
Ahmak ta ıslanılmışlık, rüzgar da toz.
Boyanmış göz, köşede kıvrılmış bir adam.
Şimdi saat on sekiz.

Kış’ın kısa gün’ü bitiyor.
On dokuz Aralık seksen beş.
Gözlerim pencereden dışarıda koşuşuyor,
Küskün, uzak.

Bir yüz geçiyor savrularak, tıkırdayarak biz’i bilmez.
Sokaklar çamur, ayak izlerine su dolmuş.

İncecik hesaplara çift kurban veriyorum.
Gün, inmek üzere yüreğimden…

Benim küçücük oğlum,
Nefes alsın diye ağlıyorum.
Şimdi saat on sekiz.

Doğmuş dünyaya, nefesini tutup, feryadı yok saymış.

Soğuk, kir, pas küçük oğluma yapışmış,
Elleri küçükten küçük…

Dudakları kavlamış bir kadın,
Duvarları buz o hastane odasında upuzun yatmış.

Kapatılmış gözlerle yakarılmış yukarılara pencerelerden,

Duyulmuş yakarış.

Bir anda,

Ciğerden çığlık, bana neşe.
Nefes almış küçücük oğlum.

İşte şimdi gelmiş dünyaya.

ÖZDENER GÜLERYÜZ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir