Hiçler İçinde Her şey!

Layık mışım gibi ezelden perdelere, bir de el açıp,

Dualarla beklemişim.

Çıka gelmiş irili ufaklı balyozlarıyla. Ona rağmen,

Gülümsüyor muşum.

 

Gizli özünde varmış. Ben de bela içinmişim özümde.

Geldiği yeri özleyen, içi hiç kalmayan bir de üstüne,

Yedi yanık delik açılan gibi.

Üfler ha üfler, gider ha gider, perde perde. Her perdede

İçe döner, aciz kalır, dener ha dener.

Ve bekler ve gülümser ve yine bekler mişim.

 

Çekile çekile içi, bekleye bekleye gözleri,

Öğreten, güzelleştiren yine geldiği yere dönen ve ağlayan,

İçine yakılmayı, itilmeyi, gidilmeyi kazıyan,

Yakma gemileri! , hadi canım hadi!

Hatta, öyle olması gerekiyordu ve deliye derya gibi evlerde.

Günlerce kaybolup sıcak dudaklara beni yollayan

Hayatı ezberletip içime yokluğu koyan.

Yedi nefs tabakasını anlayan, beni denizlere yalvartan gitsin artık diye.

Belaya bela, doymayan gitmelere, yeniden gitmeye geldiğinde bile,

Çekilmekten güçsüz ve aç, uyandırdım hep içimi yeniden.

Öpsem  de soguk ve buz teni,

İçi oyulmuş ya artık

Güzel İnsanım ya ben, hep Dürüst Adamım ya!

İlk üflendiğimde yokmuş ya bende nefes,

Işte öyle, öpse de baksa da orada olmaktan, evvel Allah!

Çıkarılmışım  ya!

Başarılmış ta  sonra, Adam eden bir şeye doğru yollanmışım ya!

 

Ve karar mı karar demişler onlar. Masalmış bu ya!

Kendi de, onu adam eden şey de kendi seslerini duymak üzere,

Belaya bela son olsun demişler.

Şekerden evden çıkmışlar.

Öğrenip onu, kaderdir deyip güzelleşmişler.

Vardır bildiği kirletmedi bizi özümüz özümüzdür diye düşünmüşler.

Güçlenip acizlenmişler,  yumuşak yüreklerle gülümsemişler.

Hiçler içinde herşey olmuşlar..

 

ÖZDENER GÜLERYÜZ

Önde Buz dağları, Arkasında Kar.

Önde buz dağları arkasında kar,
Sene ikibin altı. Mevsim kış..

Önde buz dağları, neyledim neyledim,
Karları neyledim.
Kar yolları kapadı da,
Ne diller kaldı dökülecek,
Ne yollar kaldı gidilecek neyledim…

Zor zor! Daha zor, o yıldan da zor…
Meğer kara saplı bıçakmış da,
Fark etmeden sineme saplanmış.
Değirmen mi misal, Yoksa
İnce hesaplar?
Dönen salt bir bir baş olsa ne yazar.
Kendimle birlikte dünyam dönmüş.
Hışım gelir hışım gider,
Yürek sızlar.
Ne sevdası sor bana sor sevdayı.
Gel sor beni, ama sakın görme beni…
Zaman içinde saklar.

Tül tül, lime lime;
Sanki ötesinde yokmuş gibi suskunluğun,
Ayrı, çok başka benden içeri başka bir suskunluk..

Kar, kar
Candan öte bir çekirdek
Kar’ın altı şeffaf buz,
Beyaz, soğuk odaların tenleri de elleri de buz.
Sene ikibin on üç,
Ocak sekiz, akşam beş olmuş.
Yollar soğuk dağlar uzak, dudaklar yakınmış.

İşte tam da öyle
Bebeği gözümün, dibine kadar sitem..

ÖZDENER GÜLERYÜZ

Nasıl da Güzel.

Nasıl da güzel, kabul edilişi,
Kat kat gökyüzünde.
Üzse de hatta haber verse de,
Bir sokağa girdiğimde havanın kararışı,
Yüreğimden geçip bulutların da üzerinde kalışı.
Sonu savaş.
Şimdi barışsa da, kınında görüşüm, parlak kılıcı,
Yüz kez gönüllüydüm, bize aksın da kanım,
Temiz kalalım.
En özel gecelerde, şafaklara yakarışlarımın tadı.
Nasıl da güzel ah! nasıl da.

Sanki ben değildim de yakaran oydu bana,
Ve dönüp bakan..
Nefes nefese katlar üst katlar ve katmanlar,
Kapıların açılıp gelişimin beklenişi kadar güzel.
Ve eski intizarlar kadar duyulan ve hissedilen soğuk terler gibi,
Bir beyazlıkla bir çıplaklık, uzun sürmez döner cevabı,
Ağlayışım, bekleyişim, titreyişim,
Kırk yıllık yırtıcı ve alışkın o beyazlığa kadar,
Adım mı konmuş neymiş ki dürüstlükte güzellikte,
Adamlıkta duruşum kadar güzel.
Bilebilmem de tez elden, eski alışkanlıkla gideceğini,
Nasıl da güzel ah! Nasıl da..

ÖZDENER GÜLERYÜZ