Asiye Aydın’a 27 yılllık Mektup

Çok değerli kardeşim, Asiye Aydın Hanımefendi;

Üzerinde LEVİS yazan ve artık kapanmış olan bir kapı ile betimlenmiş,
Kapının artık kilitlenmiş, ardında kimsenin de bulunmadığı bir boşluk
olduğu hissedilen, son kişinin (sizin) elveda diyerek kendinizi taşıyacak
araca binmek üzere olduğunuzu gösteren resminizi gördüğümde, garip bir iç sızlaması ile sarsıldım. ( biraz başınızı yukarı kadırıp karşınızdaki binanın üst kat penceresine baktığınızda, karlı bir havada sabah sekiz civarı, camın ardından size bakan kendimi ve işe başlamak üzere tam da olduğunuz yerden geçen LEVİS çalışanlarının gölgelerini, ve elbette geçmişte kaç mevsimse mevsim, kaç günse gün, rızık kazanmak üzere hatta belki de çok çok önceden oralarda daha oraları betonlaşmadan, çamur, soğuk, toz, rüzgar iken hayal ettim. )
”İşte fabrika buraya kurulacak ”dediklerinde o tarlada gelincikler, papatyalar gülümsüyordu bize..
Yıl 1987..
Sevgili Asiye kardeşim, iş hayatınızda çok az yere ait hissedersiniz..
Ait hissettiğiniz yer zaten sizi bekleyen yerdir. Bu cümlemden ne demek istediğimi size adresini verdiğim sitedeki yazımı okuyunca anlayacaksınız.
Ben ise ait hissettiğim yere aynı zamanda ‘’ne olmadığımı’’ da deneyimlemeye geliyordum farkında olmadan.

..Yıl 2015 saymaya gerek var mı kaç yıl oldu diye?
Siz de gittiniz şimdi, son insan olarak. Kapıları kapattınız, kilitleri vurdunuz.Ne kadar ait hissettiniz bilmiyorum. Duvarların, o kapının ardı boş kaldı, ölenler öldü, nefes almaya devam edebilenler ediyorlar.
Duygularınızı merak ediyorum. Bana yazar mısınız? Korkmadan yazın lütfen.

Asiye hanım;
Size buradan edebiyat yapacak değilim. Sizden bir ricam var, lütfen
www.izmirizmir.net internet sitesinden yazarlar bölümünden özdener güleryüz/ ”aidiyet ve mobingler altında yirmibin fersah” başlıklı yazımı şöyle bir tarafsız gözle okumanızı rica edeceğim.
Ayrıca da kendi web sayfam olan www.ozdenerguleryuz.com sitesini ziyaret ederek ‘’biyografi’’ sayfamı okumayı da ihmal etmeyiniz. Bu zahmetleriniz için size teşekkür ederim. Kendi web sitemi ziyaretinizde biyografi sayfasının en altında bulunan kutucuğa da bir not bırakırsanız ölmeden önce ‘’Levis kapılarını kapatan son kişi’’ olarak bana bir hatıranız kalmış olur.
Siz elbette size verilen görevi ve sizden beklenen işleri size ait olan sizin göreviniz olan ‘’elveda’’ ya kadar başarı ile yaptınız.
Kutlarım ve tebrikler..
Şunu çok iyi bilmekteyim ki bu yazımı bir cesaret kendi Facebook sayfanızda yayımlamazsınız.
Umarım ki; eskiden pek fazla bilmediğimiz ama günümüzde insanlık suçu olarak kabul edilen,’’ Mobbing’’ sözcüğünün karşılığını anladığınızda (belki de biliyorsunuz.) geriye dönüp size yapılmış uygulamalardan fazla üzüntü de duymazsınız.
Son zamanlarda öğrendiğim ve çok sevdiğim bir şey var, ”çok istediğiniz ama olmayanın içinde de Tanrının eli vardır.”
Güzel değil mi?
Yani kısaca zamanla, çok sevdiğiniz ama yürümeyen ve olmayan ve bu nedenle de önceleri sizi çok üzen şeylerin aslında olmayışı ve yürümeyişinde de bir hayır olmakta içten içe..
Sizden sonra bunu anlaması gerekenlere geliyor sıra. Yani sıra ile Asiye hanım..
Nasıl ki biz Levis’ta çalışırken hiç haketmedikleri halde bizden önce başkalarının da başına geldiği gibi..
Yaşamımız bize ‘’Ne olmadığımızı’’ deneyimletirken Levis gibi bir üst düzey şirkette fabrika md. Titri ile bir emekli tuğamiral, Psikoloğ titri ile de birTürkçe öğretmenini gönderdi.
Size yine aynı sitede ”Zaman yolcusu Hızır” başlıklı yazımı da okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Bu bağlamda..

Asiye Hanım;
Siz kabullendiğiniz sürece çalışma hayatınızda Mobbingçileriniz eksik olmuyor. İş yaşamı eğer bir profesyonel iseniz kademeniz ne olursa olsun muhtaçsanız boyun eğmek kaderinizdir.
Özellikle benim için Levis’tan gitmek, boyun eğmekten öte, o günlerde başkaca bir dayanağı olmayan bir aile reisi için yıkım olmuştur.
Olmayanın içindeki Tanrı eli o zamanlarda gözükmüyordu bana.
İçten edilmiş dualara yetişen bir ‘’Hızır’’ın varlığından da çok emin değildim.
Şimdilerde ise ‘’Zülkarneyn’’ in bile farkındayım.
Hepimizin celladı olan zaman, bir yerde sizin biten ümitlerinize siz farkında olmadan da bir ışık yakıyor. Mutlak yakıyor.
Sadece ezilmişliğiniz ve bunun karşısındaki isyanınızı içinizde bastırmak kalıyor size.
kaderiniz bir insanın iki dudağı arasında olduğu sürece boynunuz eğik oluyor.
Tam da sordum kendime şu an; ”Niye yazıyorum ben şu an bunları?”
Çok mu sevindim Levis bitti, ve Asiye Hanım Levis’ın son elvedasını bize resimledi diye?? ( İzninizle ömrümün sonuna kadar saklamak üzere elveda resminizi kopyalayıp notebook’umun masa üzerine kaydettim..)
HAYIR!
Yürüyüşlerim esnasında bir bilboard ta şu sıralar Levis’ın Güneş gözlüğü sattığını gördüğümde de sevinmedim..
Size yemin ederim ki ben yirmi yıldan fazla bir süredir rüyalarımda Levis’ın Üretim müdürü olduğumu ve çok çalıştığımı görüyorum hala..
Ve elbette Mobbingçilerim de oradalar.
Bu nedendir?
Bu garip saçma sorunun cevabını size bırakıyorum sevgili Asiye Hanım,

Size, eşinize, çocuklarınıza Mobbinglerden uzak, umutlu bir yaşam dilerim.
Kendi adıma birlikte çalışırken göstermiş olduğunuz yakınlık, ve yardımlarınız için saygılarımı iletiyorum.
Gelecek sizin için şimdikinden daha parlak olsun..
Karşılaştığınız insanlar hırslarından dolayı kendi önlerindeki insanları yok edecek kadar gözleri dönmemiş olsun.
Sevgi ve Saygılarımla.

Özdener Güleryüz