Arbresha’ya Mektup

“Eğer yaşarken sevgi ve bilinç ektiysek, arkamızda da sevgi ve bilinç büyüyecektir. Eğer mülkler ve kağıtlar bıraktıysak, arkamızda büyüyenler avukatların çalışması olacaktır. Ama eğer hiçbir şey ekmediysek, arkamızdan boşluk ve yıkım çok hızlı boy atacaktır.
Büyük yürüyüşçüler olmamız gerekiyor. Birbirimizin yanında, birbirimizin ayakkabılarını giyerek yürümeli, yürümeli ve yürümeliyiz. Dünyaya geldiğimiz ve gideceğimiz günü düşünerek yürümeliyiz. Kırılganlığın, çıplaklığın yanında cüppesiz yürümeliyiz.

Temellerinin artık önyargı ve yargı değil, alçakgönüllülük ve anlayış olduğu bir dünyayı oluşturmak için yürümeliyiz.”

Sevgili Mathilda, İnsanın Yürümesini Dört Gözle Bekliyorum – Susanna Tamaro
&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Sevgili kızım Arbresha,

Henüz sizi tanımadım. Sadece geçtiğimiz günlerde sizin de beni görüp tanımadan söylediğiniz uzun sayılabilecek bir cümleniz bana iletildi.
O günlerde gökyüzünde durumlar biraz karışıklık ve gerginlik vardı.
Bilmem astroloji ile ilgilenir misiniz?
Bir astrolog ülkede durumun gergin olduğunu, Satürn-Güneş Kavuşumu nedeniyle Satürn’ün Güneş tarafından yakılacağını adaletin kantarının yanlıştan yana eğilebileceğini yazıyordu..
Ayrıca da Mars-jüpiter Üçgeninin Ülkeye olan yansımasında +/- 10günlük süreçte kaza ve yaralanma haberleri alabileceğimizi,
sanatçılara, siyasetçilere sporculara, hukukçulara, yiyecek içecek sektöründe çalışanlara, tatil beldelerinde, açık alanlarda çalışanlara, kadın ve çocuklara yönelik saldırılar, kaza ve yaralanma haberleri, tacizler ve cinayetler maalesef ki yaşanabilir diye uyarıyordu.
İşte tam da o günlerde sizin henüz tanışmadan ve farkında da olmadan hatta düşünülmeden, nereye gideceği belli olmayan söylediğiniz o cümleniz bana bir insan tarafından söylendi.
Ben de sizi tanımıyordum. ve sözünüz sanırım yukarıda anlattığım astrolojik etkilerle beni çok yıprattı.
Dedikleri çıktığında da sevgili astroloğumuz, ”Astrolojiye inanmayanlara selam olsun.” diye paylaşımlar yapıyordu.
Güler misiniz ağlar mısınız sevgili Arbresha?
Bu gün ülkemiz ölen insanlarına ağlarken ne dersiniz Arbresha?

İÇSEL DEĞİRMENİMİZ ÇALIŞIYOR
Bir kaç gün kendime gelemedim, beni çok iyi tanıyan bir kaç arkadaşımla konuyu paylaştım ve bana hepsi de ağız birliği etmişçesine üzerinde durmamamı, unutmamı söylediler.
Adınızı dahi bilmiyordum ve sizin benimle ilgili ama ben olduğumu bilmeden söylemiş olduğunuz bir cümlenin bana üçüncü bir kişi tarafından iletilmesi durumuyla bir kaç gün boğuştum.
Düşündüğümde, inat edip ısrarla devam ettirdiğimiz ”ben daha bitmedim, henüz daha yapacaklarım var bu Dünyada, ben uzmanı olduğum konuda her şeyi biliyorum, çok tecrübem var.” gibi düşüncelerin de aslında insani ancak bazen de gereksiz olduğunu anladım. Bu uzun sürmedi..
Burada konuyu paylaşıp, değerlendirip tecrübeleriyle bana o sözünüzü içime sindirmemde yardımcı olan değerli dostlarıma teşekkür etmek istiyorum.
İlk bir iki gün adınızı dahi bilmeden cümlenizin hakaret olup olmadığını düşündüm.
Bir Avukat ile görüşmemin yararlı olacağı noktasında gidip gelirken,
Sadece merakımdan bir arkadaşım vasıtası ile adınızı, soyadınızı öğrendim..
İzniniz olmadan sizin kayıtlarınıza, sosyal paylaşım ağlarındaki resimlerinize ulaştım..
O an her şey değişti..
Siz çok gençtiniz, hayat dolu idiniz arbresha o resimlerde gördüğüm kadarıyla.
Önce ”Acaba bu resimler benim aradığım Arbresha mı?” diye düşünmeden edemedim. Ama soyadı sizinkine uyan başka Arbresha da yoktu.
Sizden ayrıca izinsiz olarak sayfanıza baktığım için özür dilerim. Çok Şaşırdığım bir konu da o dur.
Orta yaşımızı çok geride bıraktığımız hatta yaşlılar sınıfına kaydolduğumuz şu günlerde sosyal paylaşım sitelerinin işte böyle ulu orta her şeyimizin ortalığa kendi ellerimizle dökülüp başkaları tarafından görülsün, beğenilsin hatta paylaşılsın diye açılmış olmasını da pek kabullenmiş birisi değilim. Buna rağmen benim de bir sayfam var sevgili kızım.
Sayfamda profil resmim hariç kendi suretimi hiç paylaşmıyorum.
Paylaşmadığım bir diğer şey de yediğim içtiğim şeylerdir..
Değerli kızım Arbresha, sanıyorum ki küçük oğlumdan da küçüksünüz. Bir konuda uzman olmuş ve konuyla ilgili, kendi ülkenizin dışında çalışıyorsunuz.
Sayfanızda anneniz ve babanız ile mezuniyet cübbeli kıyafetiniz ile mutlu resminiz ve deniz kenarında dalgaları kucaklarken çekilmiş olan resminizi çok beğendim. Umarım mutluluğunuz daim olsun, gelecekte de devam etsin.
Arbresha kızım, benim kızım yok. Şimdilerde on aylık çok uzun aradan sonra doğmuş bir kız torunum var. onun da bahtının çok açık olmasını diliyorum elbette.
Susanna Tamaro kitaplarını okuyor musunuz bilmiyorum. Tamaro kitaplarında sürekli olarak, insanların yan yana yürümesinin, bir birlerinin şapkalarını, gözlüklerini takıp, ayakkabılarını giyip karşısındakilerin nasıl düşündüğünü anlamaya çağırır. Bunun insan türünün evrimi için çok gerekli olduğunu inatla yazar.
Paulo Coelho ise insanın içinde çok büyük cevherler olduğundan söz eder sevgili kızım. Simyacı kitabında bir bilgeyi arayan bir gençten söz eder, sonunda o bilgeyi bulur o genç, tanışırlar bilge onun neden kendisini aradığını bilmektedir genç ise tecrübesizdir.
Bilgenin evi çok değerli tablolar, değişik egzotik bitkilerle doludur, bilge gencin eline içinde yağ olan bir kaşık verir, ”evimi dolaş, her şeyi gör ve bir saat sonra tekrar görüşelim ama kaşıktaki yağ kaşıkta olsun.” der.
Genç evi dolaşıp bir saat içinde geri geldiğinde kaşıkta bir damla dahi yağ yoktur..
Değerli Kızım Arbresha, sayfanızda paylaştığınız resimlerinizde sizin elinizde kaşık yoktu, sadece yanınızda anne babanız vardı ve aileniz çok mutlu idi.
Ben şu an elindeki kaşıktaki yağı binlerce defa dökmüş, insana doğaya tıpkı sizin gibi hayvan dostlarımızı çok seven birisi olarak ve içindekileri bazen dolup taştığında oturup şu an olduğu gibi yazabilen bir insan olarak sizinle ilgili avukatım ile görüşmekten vazgeçmeye karar verdim.
Biliyor musunuz sevgili Kızım; Ben yazmayı, yazarak dinlenmeyi, çok okumayı, araştırmayı da severim..
Bu yoldan ilerlemek söz konusu konu için kozmos’un bu gün bana verdiği en güzel hediye oldu inanınız.
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
Sevgili Kızım Arbresha;
Zaman sizi, tıpkı benim gibi eğip bükecek, bazen içinizi kavuracak,
(Dilimiz vasıtası ile üretilen ve ağzımızdan ustalıkla tanrının bir hediyesi, konuşma yetisi olarak çıkan büyük bir sağlık belirtisi olan cümlelerimizin
Bize sağlık, mutluluk, tıpkı resimlerinizdeki gibi neşe vermesini dilerim.)
Mutluluğunuzu karartacak ve gün geldiğinde de bir limana çıkaracak.
Geçmişte bizlerin deneyimleri daha ağır, zor şartlarda gerçekleşiyor ve bizim neslimizi çok daha yıpratıyordu.
Bazen şartlar gereği evimizi barkımızı ailemizi sırtlayıp bir şehirden diğer uzak bir şehre sürükleniyorduk, Mobbingler altında kıvranıyorduk.
Ancak yılmıyor, cesaretle ve bilgilerimizle durmadan çalışıyor, kendimizden yaşça, mevkice büyük olan insanlara saygıda, hürmette kusur etmiyorduk sevgili Arbresha..
Bu şartlar altında o geçmişten kurtulup kendi geleceğimiz olan çocuklarımıza, bizler artık geri çekilmemiz gerektiğinden aynı şartlara maruz kalmasınlar diye kendi işlerini kurmak, bu yolda da öncülük etmek isterken işte böyle üzücü durumlar olabiliyor.
Ben şimdi benimle ilgili beni tanımadan söylemiş olduğunuz cümleyi yukarıda bahsettiğim astrolojik şartlar altında daha bir içselleştirmek sineye çekmek, sizin jenerasyonu anlamak adına, kimseye zarar gelmemesi için bir kenarda düşünmek ve yeniden hayat bulmaya çalışmak için ve sizleri yürüdüğünüz yolda zümrüd-ü anka olabilmeniz için ve Tamaro’nun yazdığı gibi sizin mezuniyet kepinizi, cübbenizi ve onun rengi olan çok sevdiğim mavi rengi giymek için bir kenara çekilip sizleri yalnız bırakıyorum.
Sevgili Kızım anne ve babanıza lütfen hürmetlerimi iletiniz.

Özdener Güleryüz