Duru Güleryüz İçin Yazdıklarım; 23 Nisan 2019

Güzel Durucuğum senin için bir şeyler yazabilmek için çok bekledim biliyorum.
Çok şaşkındım, seni çok izledim yazmak için.
Şimdilerde ana sınıfına gidiyorsun ve artık ”ben bebek değilim abla oldum.” diyerek Demir’in sana ”Bebek Duru” demesini kendince protesto ediyorsun.
Geçtiğimiz Mart’ın ikisinde üç yaşını doldurdun Durucuğum.
Annen için Bostanlıda bir mağaza açıldığından tüm gün annenle birlikte değilsin.
Benim kız çocuğum yoktu Durucuğum. O nedenle de seni izlemek ve kız çocuklarının nasıl tavırlar içinde olabileceğini görmek istedim.
Kız çocukları hem kendini sevdirmeyi bilir hem de nazlı olurlar sözünü gerekten de bize gösteriyorsun.
Çok tatlı, neşeli ve de Akıllı bir çocuksun, öğrendiğin şarkıları bize oynayarak ve dans ederek söylemenden ayrıca da konuşmalarındaki güzellik ve zerafetten bunu anlıyoruz.
Ana okulundan seni akşamları almaya genelde her kes işinde olduğundan ben alıyorum şu sıralar.
22 Nisan günü saat dörde doğru okuluna geldiğimde çocukları bahçeye çıkardıklarını gördüm.
Gözlerim seni aradı, arkan dönük olarak başka çocuklarla birlikte bahçedeki salıncağa binmiştin. Beni görmüyordun.
Bir süreliğine seni izledim. Sakindin diğerleri gibi. Bir öğretmen yanına gelip ”deden geldi.” deyince Dönüp baktın bana, iki elimi de yukarıya kaldırıp sana el salladım Durucuğum.
Salıncaktan inip yanıma doğru koştun. Ve bana okulda yaptığınız çalışmalardan biri olan üzeri renkli camlarla kaplı olan Tırtıl’ını verdin.
”Bu senin için” dedin.

Çok sevdim ben o tırtıl’ı eve geldiğimde en görünür biçimde güzel bir yere koydum.
Sonra da arabaya bindik seni bırakmak için eve doğru ilerledik.
Yolda kendi sözünü dinletmek için bana sesini yükselltin.
Ben de ”Ben senden korkuyorum Duru” dedim sana.
”Benden korkmana gerek yok ben abla oldum.” dedin bana,
Bu cevapların ve konuşmaların ayrıca senden ”başımda saç yok, bana saçından verir misin?” dediğimde başından tek tel koparıp bana vermeye çalışman seninle ilgili şimdilik unutulmaz davranışların Durucuğum.
Elbette daha ilerde büyüyüp ilk okul dönemine başladığında sanırım çok daha farklı davranış, söz, tavır ve güzellikler göstereceksin bizlere.
O günleri görmek isteğim ve dileğim çok yüksek inan bana sevgili Durucuğum.
Hem Demir’in hem de senin geleceğinizin parlak ömrünüzün uzun ve güzel olmasını şimdiden çok içten dileklerrimle diliyorum sevgili güzel kızım Durucuğum.
Bu gün 23 Nisan 2019 Büyük Önder Atatürk’ün Çocuklara armağan ettiği Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.
Tüm çocuklarla birlikte Demir ve Sana da kutlu olsun kızım.
Sevgilerimle Öpüyorum seni.
ÖZDENER GÜLERYÜZ

Caligula Dalgası, Pasif – Agresifler ve ”İF” Şiiri

İnsan yaşamı, gerçekten de biraz futbolu andırıyor mu sizce de? Çalım yiyen, diğerine mutlaka tekme atmak zorunda mı yaşamda? Durmadan bir birimizi dirsekleyip çelme takıp duruyor muyuz? Açıklarımızı mı arıyoruz?
Paracıklarımızı, katlarımızı, villalarımızı bu tarafta bırakmanın zamanı gelip de çırılçıplak, bir son düdük ile diğer tarafa gideceğimizi unutarak mı yaşıyoruz?
Dostluklarımızın altında iktidarımızı sürdürmenin manevraları mı yatıyor?
Kendimize ve herkese hileler yaparak mı yaşıyoruz?
Farkında mıyız her şeyi bilen, hep haklı olan kişilerin çok sıkıcı olduğunun?
Yaşamlarımız, ekranlar karşısında, orada tartışan yönlendirilmiş savaşçıların bir birlerini lafla tepeliyor olmasından etkilenerek, dinlemeyen insanlardan oluşan kalabalıklar içine mi çekiliyor?
Negatif duruşlarımız, hepimizin puslu bilinçlerimizi daha da bulandırıyor olabilir mi?
Bilinçlenmeyip çok bilmiş mi oluyoruz?
Ardı ardına sıraladığım bu sorular sizi ne derecede rahatsız etti? Adorno’nun ( Alman felsefeci, toplum bilimci) çok bilinen veciz sözünü bilirsiniz belki de;
” Yanlış hayat doğru yaşanmaz”

PSİKO – PATOLOJİ
Kendisini Dünyanın efendisi sanan bir insan bir sabah kalkıp bir laf ettiğinde, twitlediğinde insanları umutlandırıp, Akşam yemeğinden sonra da bir başka laf edince, Dünyada kasvet havası estirebiliyor.
Tarihte örnekleri de çoktur. Düpedüz ”Caligula Dalgası” yaşıyoruz. Bol miktarda örnek var Dünyada.
İnsanlar bunlara itibar da ediyor. Örneklere bakılınca güç arzusu megaloman düzeyde.
Bu güç arzusundan kopmamak için şizofrenik bir pratik sergiler insan uzamanlara göre.
Bu ”Caligula’’ taifesinden nükleer eylem dahil her saçmalığı beklemek gerek. Sizce deneyen olur mu?
Olayı biraz Dünya liderlerinden daha kendimize doğru çevirdiğimizde, kendimize en yakın bulduğumuz bilgi ve kültür düzeyini önemsediğimiz bazı insanların dahi, -geçmişinde ciddi yetki kullanmış, görevi gereği itaat edilip önünde saygı duruşunda durulduğu gibi durulmuş, hatta bekli de emrine topuk selamı ile selam durulmuş insanların,- emekliliklerinde, hayata uyum sağlayamadıklarını hayretler içinde görmüş ve yaşamış ve de yaşıyor olabilirsiniz.
Onlar gerçekten de geçmişlerinde yaşayıp şimdiki hayatlarında insanlara tahakküm kurmaya, söylediklerinin dikkatle dinlenip yerine getirilmesine ”Caligula Dalgası” nın devam etmesine özen gösterirler ve sizden arkadaşlıkları karşılığında mutlak itaat isterler.
Bunun için komşunuza, arkadaşınıza, size tanıştırılan kişilere dikkat edin geçmişinde böyle bir durum varsa sizi tahakkümü altına almak isteyecektir. Uymaz iseniz Mobbing uygulamaya da hazırdırlar. Onlar hayatlarınıza bazen emekliliklerinde (sizin de) girerler. Bezen de, aktif çalışma hayatınızı kabusa çevirirler.

Rahmetli Teyzem sürekli tekrarladığı bir cümle ile beni kızdırmaya çalışırdı. Benim kızacağımı karşı çıkacağımı bildiğinden özellikle de benim bulunduğum ortamda meşhur cümlesini tekrarlardı. Onunla adeta kavga düzeyinde tartışır ve cümlesine şiddetle karşı çıkardım.
O zamanlar Mühendislik okuyan bir öğrenciydim.
Zaman beni haklı çıkarmadı. İçimi acıtmıştır hatırladıkça. Bana göre yanlış olması gereken, ancak özünde hep doğru olan ve hayatınızda karşılaştığınız olaylar ve insanlar karşısında doğruluğunu kabullenmek zorunda kaldığınız cümle;

‘’Tahsil cehaleti alır, eşeklik baki kalır.’’

Yazarken bile utandım ve üzüldüm. İnanın bana. Siz ne dersiniz?
Bu cümle karşısında şimdilerde başımı eğip sessiz kalıyor ve kendi içime dönüyorum.

****
”Gaius Julius Ceasar Augustus Germanicus, daha çok CALİGULA takma adıyla bilinen 37 – 41 yılları arasında görev yapmış Julio – Claudian Hanedanı mensubu ve Roma İmparatorluğunun üçüncü imparatoru. Aşırı savurganlığı, tuhaflığı, ahlaksızlığı ve acımasızlığıyla tanınır. Despotluğuyla hatırlanır.”

KARŞILAŞMALAR
Tüm yaşamımız boyunca farklı amaçlara hizmet eden insanlarla karşılaşırız, bize bir şeyler öğretirler ya da hiç bir iz bırakmadan hayatımızdan ayrılırlar.
Bazıları sonsuza kadar yanımızda kalmak zorunda kalır,
Bazıları doğrudan ya da dolaylı olarak varlığını hatırlatır, uyanmamızı isterler.
Bazıları hedeflerimizi hatırlatır bize kim olduğumuzu, gerçekten ne istediğimizi.
Bazen büyümemiz gerekir. Buna yardımcı olurlar, yolculuğumuzda rehberlik eder bazı insanlar.
Tek başımıza öğrenemeyeceğimiz şeyleri öğretirler.
Önemsiz ve kısa bir şekilde hayatımıza girenler de vardır hatırlamayız onları.
Çok az, sadece bir kaçı, çok nadir bulunması zor değerli insanlardır.
Yakın dostlarımızdır onlar ailemiz, ruh grubumuzun üyeleri ruh eşimizdir bazıları, kalırlar.
Varlığı bizi hoş ve güvenli hissettiren onları beklerken sabırlı olmamız gereken, er veya geç gelecek olan ve sonsuza kadar kalacak olandır.
Gerçek duygularımızı isteklerimizi onlar hayatımıza girince ifade edebileceğiz.
Eğer ifade ettiğimizde daha fazlasını içimizde veya farkında olmadan bilinç altımızda saklıyorsak bu kez de kızgınlığımız ve sıkıntımız bedenimize yansıyacaktır mutlaka dilin söyleyemediğini beden söyleyecek sonuçta psikolojik problemlerin hayatımıza etkisi farklı şekillerde olacaktır.

Tek yapmamız gereken kudret çamurundan kendimizi kurtarıp sevgi yağmuruna teslim olmamızdır.
Güvende hissetmenin tek yolu budur.
Daha çok para, daha çok kariyer, daha çok iktidar peşinde olursak hayat boyu mutluluğu yakalayamayız.
İyilik tohumu ekilmiştir insanın içine ve insan bunun karşılığını vermek zorunda.

PASİF – AGRESİFLER
Onlar karşısında merakımız artar, suskundurlar, size çekici gelirler onları nasıl mutlu edeceğinizi düşünür durursunuz.
Bir pasif – Agresife maruz kaldıysanız unutmayın tüm insanlar böyle değil. Gayet normal, ne istediğini, ne istemediğini söyleyebilen insanlar da var.
Pasif – Agresifler sizi sinirli hale getirecekler bunun sebebi karşıdan gelen tepkisizlik olacak ne derseniz deyin ne yaparsanız yapın karşınızdaki insandan normal bir tepki alamayacaksınız.
Kendinizi değersiz ve söylediği, yaptığı hiç bir şeyin önemi olmayan bir insan gibi görmeye başlayacaksınız, Değilsiniz.
Karşınızdaki insan Pasif – Agresif bozukluğa sahip ve bunun bir çözümü yok, hastalıklı bir insan ile karşı karşıyasınız, bunu düzeltemezsiniz.

Ortada bir sorun var ise, o sorun çözülür, konuşarak çözülür, kavga ederek çözülür, iyi veya kötü çözülür, ama çözülür. Pasif – Agresif insanlarda ise sorunun ne olduğunu hiç bir zaman bilemezsiniz sürekli tahmin edersiniz.

Çoğunlukla da hiç bir zaman sorunu öğrenemezsiniz, bunu başarsanız da o sorunun çözümü için enerjiniz kalmamıştır. Zaten karşı taraf da çözme taraftarı değildir.

Kendimizi böyle bir durumda – ki uzmanlar buna ‘’ insanlığın kara deliği’’ adını veriyor – olduğunuzu hissediyorsanız koşar adım kaçmanız size mutlu yıllar olarak geri dönecektir.

BİR KİTAP
Çok eskiden, bir arkadaşımın önerisiyle okumaya başladığım ve hayatımdaki önemli değişikliklere neden olan, elimden baş ucumdan ayıramadığım, herkese önerdiğim, ‘’İNSAN MÜHENDİSLİĞİ’’ Kitabında, (Bu konuda yazılmış çok eser var, mutlaka Nüvit Osmay imzalı olan kitap olmalı.) rastlayıp defalarca okuyup çok etkilendiğim, her zaman da okumaktan zevk aldığım, 1907 yılı Nobel Edebiyat ödülü sahibi İngiliz şair ve yazar, Rudyard Kipling’in (30 Aralık 1865 – 18 Ocak 1936) ; ‘’İF’’, ‘’EĞER’’ Şiirinin bizlere bu noktada oldukça yararlı olabileceğini düşünüyorum.

ÖZDENER GÜLERYÜZ