Anlatırsın Belki Bir Gün.

Ben neyi dokumalıyım yarınlara
Parmaklarımla dokunarak, biraz da hatırlayarak,
Yoksa sadece hissedilsin mi istersin
Yüksek dağlardan çağıldasam,
İnsem bembeyaz, ipeksi sular gibi,
O yolu bulur muyum sence,
Geçmiş uzak güncelere,
Bir bana varan çaresizliğimi bulur muyum?
Anlatırsın belki bir gün.

Tam da ölüm haberleri saatinde,
Ben de koştum pencereme,
Özgürlüğüm alınmış elimden,
Ve kararmış dünya.
Nazım’ı anladım o gün, ”süt beyaz mavilik” demiş hürriyete.
Ben bu güne, ne diyeyim,
Hangi adı vereyim,
Hangi renksin diyeyim aşka?
Anlatırsın belki bir gün.

O hatırlamaktan dem vurmuş,
Bağıra bağıra okumak istiyormuş, yazdığını.
Elliyi de geçmiş yüreğim,
Yirmide kalmış iken.
Ben de bu günün yumuşaklığını hissediyorum,
İkinci bir insanı hissediyormuş içinde,
Sevmek saadetini anlatırken.
Hangi kızıl izlerle bölünmüş karanlığım
Anlatırsın belki bir gün.

ÖZDENER GÜLERYÜZ