Ana Sayfa

Dünya, ağırlığını içinizde test edip en ağır yükleri omuzlarınızda taşıyabildiğiniz, hiç dayanamayacağınızı sandığınız haksızlık ve aşağılanmalara dışlanmalara dahi nasıl dayanabildiğinizi, hayretler içinde görebildiğiniz, tüm bunları içsel bir değirmende öğüterek, aslında her güzelliğin içinizde olduğunu ağır ağır hissettiğiniz sonrasında aldığınız derin nefeslerle her adımda yüzünüze bir yeni güzelliği yansıtabildiğiniz, hırkanızın içine doğru yaptığınız o muhteşem yolculuğun yapıldığı yerdir.

Ya çok sertleşip katılaşacak ve artık yumuşamayacaksınız ya da öylesine kabulleneceksiniz ki her şeyi, yüreği yumuşacık her koşulda dünyaya gülümseyerek bakan sevgi dolu bir insan olacaksınız.

Ömrümüz boyunca bir kumaş dokurmuşuz biz insanlar.
Ama dokuma tezgâhına o kadar yakın dururmuşuz ki, hangi desende ne dokuduğumuzu göremez, bilemezmişiz.

Ta ki ömrümüzün sonu geldiğinde, ne dokuduğumuzu tezgâhtan bir adım geriye çekilip bakınca görebilirmişiz.

İşte o zaman her şeyin farkına varır, dokuduğumuz kumaşın desen güzelliği karşısında gözyaşlarımızı tutamazmışız.

Kumaşımızda desen hataları, delikler, patlaklar, yırtıklar, kaçıklar olsa da o kumaş bize ait tüm ömrümüzmüş.

Hepimiz zaaflarımızın ve hatalarımızın ürünüymüşüz. İnsanın doğası böyleymiş. Öyleyse, gelin birbirimizi affedelim.
Taklamakan’ın konumunu, ne olduğunu elbette siz kendiniz bulabilirsiniz.
Ben size kelime anlamını yazayım sadece. ”Geri Dönüşü Olmayan” anlamında, Uygur Türkçesi bir kelime.

SAYGILARIMLA
ÖZDENER GÜLERYÜZ

Anonim için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir