Yok Be Şahım, Onca dan Anca Dildar

Sanmadım ben Şahım, Olsun sadıkane,
Hiç demedim ben Şahım,
Yar, ağyar, ne de serdar, yine de güzel, dolu dolu akşamlar,
Yok ve olmaz güzel dildarlar.
Olmasın, demem odur ki, dilbaz, dahası sanki,
Sonradan şahbaz, gelse Sultan Selim,
Yaz ortası sıcak yağmurlar, yakıcı kavurucu güneşler
Sadıkane yar, Sen de sakın sanma ki,
Bir gün kırılır da koşar der ki: ”Çok ama çok yorgunum.”
O zaman sen şahım yar olur,
Ahhh! diyeceğim o ki,
Sanma ki, hiç sanma ki garip şahım,
Dost mu sandın, belki ol ağyar diyesim belki den döner.
Bak işte hemen yarın yine Eylül döngüde,
Girersin savaşa, ”İsmail Şahtır” bile demezsin de,
Yürür, kalkar, uçar da sen bile gidersin.
Arayacağın garip günler, bekleyeceğin belki de yazacağın.
Hadi be Şahım, Yürü sen de uzun kılıcını al da,
Kat ardına bir sadıkane dost için, askerini.
Ne kaldı, dildar ne ağyar, aranacak sadıkane bir dosttan başka.

ÖZDENER GÜLERYÜZ

Nefeste, Dağların Yeşilinde, Gece’nin Sabahında

Bir usta ki sanatında, hizmetsiz gelmiş de var aşk diyor,
Hür, hiç olmamış; ”kulluk elbette iyidir” dese de, yine de,
Acz ile konuşmuş, öylesi kibir, öylesine yük omuzlarına
olmamış onda aşk.
Alışkanlığı eline yapışmış nasihate de kızmış, ruha zehir ki;
bahtında, yok aşk.
Neye perest sormamış, put ağlak ve kırılmış, cevrini çekmemiş,
içinde, yok aşk.
Baksak hüzünle yollara,”Sevdim”, hatta ”nefesim” olsa bile sözde,
nefeste, yok aşk.
Sormuyor, cihandan müteessir aşıkına bakmıyor, bedduaya sargın,
duada, yok aşk.
Ejder bana, bir gün ve o kadar uzun ki, güvendiğim dağların da,
yeşilinde yok aşk.
Sözü sual ettim, kırık parmağımla yazdım hiçbir maşuk görmedi,
gecenin sabahında yine yok aşk.

ÖZDENER GÜLERYÜZ

Nar Çiçeği, Bal ve İki Yürek.

Gördüm nar çiçeğini, biraz sabah buğusu,
Buram buram ten;
Dövülmüş, yanmış nar’a ve artık korkak,
Geride herşeyden, daha da çekilmede
Yüreklerden..

Gölgeli koyu karanlıklarla benzeşiyor,
Dalıyor bazende.
Ulaşmıyor içine, bir oyuk gibi,
Artık hiçbir ses..
Çekilmede antik sütunların ardına,
Asırlık gecelere.
Salt dokunan ona, en uzak yıldızın sönük ışığı.
Ki o da sonsuz sessizlik.

Aynı kokulu bal ve iki yürek,
Dağlar kadar sevdiler de,
Öpüşlerini koşturdular peşleri sıra ve sordular;
”Başını döndürdüler mi? oldu mu umut?
Dedi ki; açtım bağrımı, ağladım dolunaya baktığımız gece gibi,
Ama o sadece biriydi.
Ahh! nar çiçeği, nergis geçti de sen varsın..
Damarımın ince yolunda, zevk yangınında.

ÖZDENER GÜLERYÜZ.

Var mıyım?

Var gücümle bu gün denizi beyazlattım.
Kalemim rüzgardı,
Yazmadı.
Sol yanımdan aldı ve aşağıdan biraz,
Sağ yanıma çevirdi yukarıya biraz.
Değer..
Döndüm uzağa, ama dönen ben miyim?
Dünyam mı?

Silinmeler,
Deniz üstü, dönenceler ceviz kabuğu gemiler..
Üstte dostlar, aklınca teslimiyet ve güvenceler
Meğer..
Bir çocuksun ve akıllı senden herkes, daha dün gibi.
Hadi ağla ki, yok çaren..

Çekilmeler,
Koca şaşkınlık, sürüklen ardından ve incir de krurudu, buruldu.
O tadı ara, eskiden bildiğin,
Gülsuyu serpilmiş pudra şekerli su muhallebisine
Bakar gibi..
Eğer..
Uçuksun, alay ediyor seninle herkes, koruyucun benim,
Buna da mı? ama nasıl güleyim?
Hatta var mıyım?

Özdener Güleryüz

Ak Alında Adı Kader

11jvqk2mgze

Bildiklerine sus, zaman ki o değil, geçti,
Yağmur bile yakıyor.
Toprak da sevgilim, şimdi en eski sürüngenlerini göstermiyor.
Bir diyar sanki farklı, yine o yeşiller, bir eski duvar,
Kemerli kapısında mızraklı caniler, vaktidir artık..

Sanki kararmış denizinde yelkeni yırtık yelkenli ne bana ne bize..
Sadece düşte gitmeler, çiçek tozları bile, incirin kokusu bile..
Anımsarsın umarım bir kenara koyduğunda, gün olur da.
Çağırmayı mı bilemedim,
Nedenini hiç ki, çakıllar yolumda,

Uçurumlar aslında yemyeşil kucak gibi, deniz gibi boşluklar,
Talan dağlar, düzlükler benim yüreğim,
Siyah saçlı tapınak kadını gibi kara sürmeli gözlerin bir nehir.
Gelmesin yolcuyum oraya, gördüm,
Ak alında adı kader,
Şimdi dedim, değil! dedi hiç üzmedi, bildiğini söyledi gelmedi.

ÖZDENER GÜLERYÜZ

Acı Bedenler

fft107_mf5739423

Ne anladıysak
Değerli olmaktan ve kalmaktan
Geçmişte?
Acı bedenimiz bile üst üste giyilmiş
Derilerimiz gibi pul pul parıldıyor.
Yığınlar içinde göz gözü görmüyor.
Terk edilemez gibi sanki.
Ülkemizdir.
Yeni benliklerde,
İhtimaldir ki,
Sadece kabuk.
O geçmişler ki,
Ağır ve köhne.
Fazla ağırdır bu kez.
Yoksunluklar ki; ömür de
Ömür boyu.
Yüzleşmelerden,
Bundan sonra,
Ancak hiçlerle dolu
Ve sadece acı bedenler.

ÖZDENER GÜLERYÜZ

Sevmediğin Yer.

edremit-12-04c0c17e-5968-4bbe-b79e-04dc8f65ef9c

Kuvvetmiş ateşe, Rüzgar..
Toprağı da savururmuş
Gerek de yokmuş aynı olmaya
Yansa da canlarımız
Cihanın sureti, içimizdeymiş..

Yanıyormuş canı, uzakmış.
O uzakta, çorak toprak tene vurmuş,
Suyu seven su kuşu, mavi bir dalgayı özlermiş.
Özlemi yarınlara uçmuş.

Direnirmiş ki, zamana Ege kıyısında beyaz köpük..
Beklermiş..
Ve ”bir gün!” demiş, su kuşu,
Yüküm ağır, yaşım ”geç” miş.
Ama sonunda,
Tenime Deniz değecekmiş..

Özdener Güleryüz

Küçük Ama Değerli

kuzu-kulagi_b3848b6a-0a18-4672-a2ed-9c06d82fd3a4_1

Zenginliği sana bakmanın,
Kör kuşlar gibi uçtuğum yıllar,
iri gözlerinde eriyişim..
Bir zamanlar.
Her şeyden bu yana benim,
İstediğim gözlerinden, biliyorsun hiçbir şeydi.
Sormuştun da merakla,
Bak, kaç Bahar,
Yoksulluğuyla seni görmenin,
Beklentisiz ve aç.
Güçlü küskünlük ve biz,
Yukarı bakıyorum bazen, bulutlara..
Küçük ama diyorum, olsun bir an,
Çok değerli olmalı insan.

Özdener Güleryüz

Sabra, Ama Sanki Ateşe

1398268313_su-gibi-ask-facebook-kapak-fotograflari-kopya

Belki de donmuştur,
Reddettiğim eski yüzlerimde anlar,
Gonca dehen desem, an ki gördüm, benden korktum.
Bilmiyor niye gördüm ve sarıldım gençliğime,
O anı affettim, mecburdum.

Göz ve yine göz, oldu ve ciğer de közde yandı.
Uykularıma sesleniyorum,
Öylesine uzaklar ki bana,
Gökyüzündeki yağmur damlaları kadar, üç günlük ömür kadar.
Mehtaplı gecelerde bir an parıl parıl ayda, anarım..
Belkiler şarkı gibi, boş yere yanarım.

Eğilirim zamana ve sevdaya, gülerim sonsuz hayata
Günler ve güller arasından duyarım sessizliği.
Nafile, bin yıl ve sanki dün daha sevdalar bile,
Uçmaklar sislenir, nem alır suya döner gülistan.
Figan ve bülbül düşer sabra ama, sanki ateşe.

Özdener Güleryüz

Kurt Kirpiğinin Gözyaşı

beloved-wolf

Kurdun mu gözünden koptu o ıslak kirpik? ağlıyordu.
Yanlış masallarda kızları yerlermiş uluyarak.
Şu an kim iyi, kim kötü bileceksin.. Masal o masal değil,
Pençemi al eline,
Gözlerime bak sadece.

Evinde kal, bazen de bir yere git, elinde kurdun kirpiği olsun.
Hiç fark edemediğin, durmadan tartıp durduğun ellere bak.
Tam olarak hiç bir şey için iyi olmayan zamanda sen,
Sinsi ve zalimlere bakıyordun, kurdu kurtardın şimdi.
Cesurları değil de güvenilirleri kızgınlığın altında şaşkınları.
Ve doldu zaman.
Istırabı alıp adalardan birine götürdün.

Utangaçlar gösterdi gözlerinde sevgiyi, uzatmadın elini.
Ağzı sıkılarda bir değil bir kaç sözcük ve kahkaha,
Sözü olmayan adamdan bir sadakat isteyişi, derin ve anlamlı.
Vahşi kadının sanki hiç bir şeyi olamamak gibi.
Kurt kirpiğiyle gördü her şeyleri, hakikatleri sahteleri..
Kalbi akılla değil,
Kurt kirpiğinin gözleriyle tarttı tüm ormanı.
Ve gitti. içini, ardını,
Sormadım.

Özdener Güleryüz